TASARRUFUN İPTALİ DAVASI – DAVA ŞARTI ARABULUCULUĞA TABİ DEĞİLDİR
ÖZET : İptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup, tasarrufa konu malların 3. Kişi tarafından satın alınmış olmasının ya da uyuşmazlığın davalılar arasında çıkmasının görev hususunun belirlenmesine doğrudan bir etkisi yoktur. Kaldı ki davada incelenmesi gereken husus davalı borçlunun yaptığı tasarruflarının iptali gerekip gerekmediği, İİK 277 vd. maddelerinde belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Görevin, İİK 281/1 maddesine göre genel mahkemelere ait olduğu, davanın ticari dava olmadığı da açıktır. Mahkemece; davacı banka tarafından davalıların kendi aralarında yapmış oldukları tasarrufun İİK 277 vd. maddeleri gereğince iptali istemi ile açılan tasarrufun iptali davasının ticari dava olarak değerlendirilmesi ile davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi hatalıdır.
![]()
İŞE İADE DAVASINDA 2 HAFTALIK SÜRE BAŞLANGICI – ARABULUCULUK TUTANAĞINDA SON İMZA TARİHİ İLE BAŞLAR
ÖZET: Davacı vekili sürecin tamamlandığından son tutanağın imzalarının tamamlanıp kendisine gönderilmesi ile öğrendiği ve tutanağın eline geçtiğini beyan etmiştir. Bu nedenle dava yasal 2 haftalık süresi içinde 25.01.2019 tarihinde açılmıştır. Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından çıkarılan Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk isimli kitapta da “arabuluculuk sürecinin tüm imzaların tamamlanması ile sona ereceği” ve dava açma süresinin son tutanaktaki son imzanın tamamlanması ile başlayacağı açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle mahkemece davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığına ilişkin mahkeme kararı hatalıdır.
![]()
KREDİ KARTI – İTİRAZIN İPTALİ – TİCARİ DAVA – DAVA ŞARTI ARABULUCULUK
ÖZET: Dava, kredi kartı kullanımı nedeni ile oluşan alacağın tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlığı çözmekle görevli olan mahkemenin tüketici mahkemesi olması hususunun, davanın “ticari dava” niteliğini değiştirmeyeceğinin açık bulunmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden Ticari Dava Şartı varlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Not: Karar tarihi itibariyle Ticari Dava Şartı varlığı, daha sonra Tüketici Dava Şartının yürürlüğe girmesi ile birlikte Tüketici Dava Şartı varlığına dönüşmüş olduğu ile birlikte değerlendirilmelidir.
![]()
KAYIT KABUL DAVASI ZORUNLU ARABULUCULUĞA TABİ DEĞİLDİR
ÖZET: İflas alacaklısının, kayıt ve kabul davası açmadan önce, TTK.’nun 5/A maddesine dayalı olarak, dava şartı kapsamında arabuluculuğa başvurulması için yasal zorunluluk bulunmamaktadır. Çünkü; bu zorunluluk, iflas tasfiyesinin genel paradigmasına, niteliğine ve uygulamasına aykırıdır. Ayrıca; İflas alacağının iflas idaresince bir kez reddettikten sonra, arabuluculuk sürecinde ve diğer alacaklıların katılımı olmaksızın bu kez tamamen ve/veya kısmen kabulünün masanın menfaatine bir temsil biçimi olarak da kabul edilemeyecektir.
![]()
DAVANIN ASLİYE TİCARET MHK GÖRÜLMESİ KENDİLİĞİNDEN DAVA ŞARTI OLUŞTURMAZ
ÖZET: Davalı sigorta şirketleri ile birlikte haksız fiil sorumlusu olduğu ileri sürülen davalı gerçek kişilere yönelik olarak birlikte açılan böyle bir davanın asliye ticaret mahkemesinde görülebilir olması, davacı ile davalı gerçek kişiler arasındaki davayı kendiliğinden ticari bir dava haline getirmeyeceğinden “dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını” dava şartı halinde getiren ve 19.12.2018 günlü Resmi Gazete de yayımlanarak 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 06.12.2018 tarih 7155 sayılı Kanunun 20. maddesiyle Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesindeki düzenlemenin davalı gerçek kişiler bakımından uygulanma zorunluluğu bulunmamaktadır.
![]()
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ – GÖREVSİZLİK KARARI – ASLİYE TİCARET – TENSİP ZAPTINDAN ÖNCE DAVA ŞARTININ YERİNE GETİRİLMİŞ OLMASI
ÖZET: İstisnai olarak görevsiz mahkeme aşamasında bu eksikliğin giderildiği ve görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden arabuluculuk işlemlerinin tamamlandığı anlaşıldığından Mahkemece esasa girilerek karar verilmesi gerekirken tekrar davacıdan arabuluculuk Yasası gerekleri “anlaşmazlık tutanağının getirilmesi” istemek Yasanın uygulamasındaki amacına da uygun düşmeyeceği, somut olayda HMK’nin 115/3. Maddesinde göz önüne alındığında dava şartı yokluğundan red kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
![]()
Fikri Haklar – Davaların Yığılması – Dava Şartı Arabuluculuk
ÖZET: * TECAVÜZÜN REF’İ VE TAZMİNAT ( Davacı Taraf Bir Nispi Ticari Dava Olarak 5846 S.K. Kapsamında Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri Yanında Eser Sahipliğinin Tespiti Tecavüzün Ortadan Kaldırılması Taleplerini Bir Arada İleri Sürdüğünden Bu Nitelikteki Davaların Bir Bütün Olarak ve İşin Esasına Girilerek Mahkemece Çözüme Kavuşturulması Gerektiği Halde İlk Derece Mahkemesince Uyuşmazlığın Zorunlu Arabuluculuğa Tabi Olduğu Gerekçesiyle Davanın Usulden Reddine Bölge Adliye Mahkemesince de Aynı Gerekçeyle Davacı Tarafın İstinaf İsteminin Esastan Reddine Karar Verilmesinin İsabetsizliği )
![]()
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı – 2008
GENEL GEREKÇEDEN ÖZETLE: Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle uyuşmazlıkların çözümü son yıllarda pek çok ülkenin kanun koyucularını meşgul etmektedir. Uyuşmazlıkların dava yolu ile çözümü yerine, tarafların kendi iradeleri ile uzlaşarak uyuşmazlığa son vermeleri, toplumsal barışın korunması açısından tercih sebebi sayılmaktadır. Bu yolların geniş kapsamlı ve etkin bir biçimde işlerlik kazanması mahkemelerin iş yükünün azalmasına katkı sağlayacaktır. Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, aslında yargı sistemi ile rekabet içinde olmadığı gibi, amaç yargısal yollara başvuru imkânını ortadan kaldırmak da değildir. Devlete ait olan yargı yetkisinin mutlak egemenliğine zarar vermeden uyuşmazlıkların daha basit ve kolay çözümü amaçlanmaktadır. Hazırlanan Tasarı, sadece tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri, yabancı unsurlu olanlar da dahil, özel hukuk ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda uygulanacaktır.
![]()
Velayeti Kendisinde Olmayan Çocuğuyla Kişisel İlişki Tesisinde Yaşanan Hak İhlalleri
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, velayeti kendisinde olmayan çocuğuyla kişisel ilişkisinin engellendiğini ifade ederek kişisel ilişki tesisinde yaşanan hak ihlallerinin giderilmesi için gerekli yasal ve idari tedbirlerin alınmasını talep etmektedir.
![]()






